You are currently browsing the tag archive for the ‘ebeveyn’ tag.

imagesCAIC2JPZ

Bebeğinizi dünyaya getirdiniz belli bir dönem ona baktınız ama artık bebeğinizden ayrılma vakti geldi. Günümüz koşullarında çalışan annelerin eve katkıda bulunmaları veya kariyerleri gereği işe devam etmeleri gerekirken en büyük sorunları bebeklerini kime emanet edecekleridir. Danışanlarımın da sık sık sorduğu soruların başında “peki ideal bebek bakıcısı nasıl olmalı?” gelmektedir.

Öncelikle ideal bebek bakıcısı her anne için farklılık gösterse de ortak beklenti şefkatli, güvenilir ve deneyimli olmasıdır. Kısacası işe giderken gözünüzün arkada kalmayacağı birisi olmalı. Bebeğin sadece yemeğinin yedirilmesi, altının değiştirilip uyutulması artık günümüz koşullarında yeterli değildir ve birçok araştırma da bunu destekler niteliktedir. Bebeğin bunlar dışında gereksinimlerinin olduğu ve bunların da karşılanması gerektiği unutulmamalıdır. Modern zamanda ideal bakıcıdan beklenen özellikler; bebekle oyun oynamalı, masal okuyarak dil gelişimine katkıda bulunmalı, sorduğu soruları cevaplamalı, davranış problemlerini çözebilmeli ve tüm bunları göz kontağı kurarak yapmalı. İş arasında çocukla ilgilenmemelidir. Ayrıca bebekle konuşup, oyun oynarken coşkusunu ve duygusunu da bebekten esirgememeli. Bebeğin iletişim kurmasını desteklemeli ve sosyalleşmesi için uğraşmalıdır.

Bebek bakıcısının deneyimli olması çok önemlidir. Meslek liselerinin çocuk gelişimi bölümünden mezun olması ya da kendini bu konuda geliştirmeye açık olması gerekmektedir. Ayrıca bebeğin dil gelişimi için bakıcının anadilini iyi kullanması ve aksanının düzgün olması önemlidir. Henüz çocuk anadiline hakim değilken yabancı bir bakıcının bakması uygun değildir.

Bebek bakıcısı ile bebeği yalnız bırakmadan önce mutlaka belli bir dönem birlikte zaman geçirilmelidir. Böylece hem bebeğin alışması kolay olacaktır hem de siz bakıcının bebekle olan iletişimini gözlemleme fırsatı bulacaksınız. Bakıcı bebekle ile iletişim kurduğunda sizin kaygılı olmamanız bebeğin de güven duygusunu geliştirecektir ve alışmasını kolaylaştıracaktır. Bebeğinizle geçireceğiniz kaliteli zaman sayesinde anne-bebek ilişkisi güçlü kalacak bebek de bakıcısını anne yerine koymayacaktır.

Reklamlar

great-ways-to-instill-creativity-in-your-child_11_2011[1]

Her ebeveyn çocuğunun yaşamını şekillendirmek için elinden geleni yapar. Çevrenin zekaya ve dolayısıyla çocuğun yaratıcılığına etkisini düşünürsek bu sorumluluk daha da ağır basmaktadır. Yaratıcılığın bir bölümü genlerle belirlenmiş olsa da, çoğu çevreyle şekillenir. Bulunulan çevrenin çocuğun yaratıcılığını geliştirebilecek kadar zengin olabilmesini sağlamak için ebeveynlerin yapabilecekleri çok şey vardır. Çocuğun potansiyelinin gelişmesi için en uygun ortamın sağlanması gerekmektedir. Bunun için ebeveynler olarak neler yapabilirsiniz?

Televizyonu Kısıtlayın

Televizyon çoğu evde bebek ya da çocuk bakıcısı konumundadır. Ebeveynler büyülenmiş gibi televizyon karşısında oturan çocuklarının etrafta sorun çıkarmayacağını düşünerek işlerini rahatlıkla yaparlar. Bir çocuk dünyayı ancak aktif olarak ve araştırarak tanıyabilir. Çocuğun keşfe çıkmasının nedeni objeleri eline alıp kurcalaması için beyni tarafından yönlendirilmesidir, mutfak dolaplarındaki tencere ve tavaları dağıtmak, kavanozları nasıl dağıtıp tekrar dizebileceğini anlamak, çöp kutusunun içinde neler olduğunu görmek ister. Arkasından toplamak zorunda olan ebeveynler için bütün bunlar oldukça yorucu olabilir. Fakat çocuğun yaratıcılığının gelişmesi için her çocuğun bu keşif dönemini yaşaması gerekir. Televizyon özellikle çocuğun ilk beş yılında kısıtlandırılmalı. Kendi kendini oyalayan, güvenli bir ortamda keşfe çıkan ve ebeveyni ile oyun oynayan bir çocuğun yaratıcılığı çok daha fazla gelişir.

Birlikte Kitap Okuyun

Günümüzde televizyonun artık gündelik hayatın bir parçası olduğu düşünülürse, küçük çocuklara televizyon yerine okumayı sevdirmek pek kolay olmayacaktır. Ama okumak her zaman hayatımızın bir parçası olmalıdır. Çocuğa mümkün olduğu kadar erken okumaya başlayın. Hatta beş-altı aylıkken bile okuyabilirsiniz. Çocuklar için yazılmış son derece güzel hikaye kitapları var. Bu kitaplar içerisinden muhakkak çocuğunuzun seveceği bir kitap bulabilirsiniz. Çocuğunuza her gün düzenli olarak hikaye okuyun, her seferinde farklı hikayeler seçin ve kitap okurken bunu tek düze bir şekilde okumayın, çocuğun hikayenin içine girmesini sağlayın. İçerik ve resimlere ilişkin sorular sorun. Bir sayfa okuyun ve sorun: “Ev nerede?” “Köpek nerede?”. Çocuklar okuma deneyimine katılmayı çok sever. Çocuklar kendilerine anlatılan hikayeleri tekrardan anlatmayı da çok sever, böylece hafızaları da gelişir.

Çocuğun Hayatında Çeşitliliklere Yer Verin

Ebeveyn olarak ilk beş yıl, çocuğunuzun ne tür kitaplar okuyacağına ve ne tür oyuncaklarla oynayacağına karar verme şansına sahipsiniz. Bunun için yaratıcılığı artıran farklı oyuncaklarla oynamasını sağlayabilirsiniz. Çocuk ile birlikte oynarken hem oyuncağın cazibesi hem de öğretici değeri artacaktır. Çocuğun öğretici bir oyuncaktan çabucak sıkılmasını önlemek için ebeveynler de oyuna katılmalı. Çocuk için seçilen oyuncaklar onun çeşitli ilgi alanlarını destekleyecek nitelikde olmalıdır. Bazı çocuklar ilgi alanlarını takıntı haline getirebilir. Belli oranda bunu kısıtlamak ve ilgi alanları arasında denge sağlamak gerekmektedir.

Soru Sorun

Yoğun bir merak, yaratıcı insanların önemli özelliklerinden biridir. Çocuklar zaten doğuştan meraklıdır, bu yüzden onlara sorular sormayı öğreterek bu özelliği kolayca geliştirebilir ve daha yaratıcı olmalarını sağlayabilirsiniz. Çocuğa çevresine bakmayı ve her şeyin nasıl çalıştığını anlatın ve soru sorması için teşvik edin. Sorulacak sorular çocuğun yaşına göre değişmelidir. Çocuk da sorular soracaktır, bazen cevabı bilemeyebilirsiniz, eğer cevabını bilmiyorsanız soruyu geçiştirmeyin. Cevabını bulmak için birlikte araştırın. Çocukla birlikte bir kitapçı ya da kütüphaneye gidip o konuda bir kitap araştırın. Kitaplardan öğrenmenin yanı sıra yaşantılayarak ve görselleştirerek öğrenmek yaratıcılığa daha fazla katkıda bulunacaktır.

Çevreyi Keşfedin

Doğal yaşamı tanıtmak ve onu birlikte keşfetmek en önemli görevdir. Şehirlerde yaşayan çocuklar, ebeveynleri ile birlikte doğal yaşamı gözlemleyebilecekleri yerlere gitmelidir. Doğayı gözlemlemek olayların nedenini, niçinini anlamak için keşfe çıkmak önemlidir. Daha da önemlisi doğayı gözlemlemek beynimizi ve zihnimizi geliştirir: Çiçekler, ağaçlar, göller, ırmaklar,dağlar, okyanuslar, deniz kabukları ve büyüklü küçüklü bütün canlılar. Çocukları hafta sonları yakındaki bir ormanda yürüyüşe ya da yakın bir göl veya ırmakta kayıkla gezintiye çıkarmak alışveriş merkezlerine götürmekten daha öğretici olacaktır. İlk yapacağımız şey, her zaman olduğu gibi, zaman ayırmaya ve çaba göstermeye karar vermektir. Çocuğa şehir manzarasından çok; çayır çimen, bitkiler ve hayvanlarla haşır neşir olabilme fırsatı sağlayacak, yakınlarınızdaki kaynakları belirleyin. Bu ziyaret edilecek bir botanik bahçesi, doğa tarihi müzesi ya da park olabilir.

Müzikle İlgilenmesini Sağlayın

Çocuklar müzik üretmeyi ve icra etmeyi özel yönlendirme ve eğitim olmaksızın otomatik olarak öğrenemiyorlar. Ebeveynlerin faydalı olacağına inanıp çocuklarını erken yaşta müzikle tanıştırmaları için birçok neden var. Dinlenecek müziğin klasik ve çocuk şarkılarının dengeli bir karışımı olmasına dikat edilmelidir. Bir enstürman çalmayı öğrenmek müziğin yanı sıra birçok şey öğretir: Çalışma disiplini, başarma ve ilerleme sevinci, bir topluluk önünde performans göstermenin özgüveni ve bir grup içinde çalma deneyimi.

Yaratıcılığın tohumları doğa tarafından atılmış olsa da çevre de yaratıcılığın filizlenmesine yardımcı olur. Doğa kolay kolay değiştirilemez ama çevre bizim kontrolümüzdedir. Okul öncesi ve okul dönemi çocuklarının hayatında spor, müzik, resim gibi alanlar da yaratıcılığı geliştirir.

 naughty_kid[1]

Çocukların yaramazlık yapması, kurallara uymaması, ebeveynlerini dinlememesi ve topluluk içinde ebeveynlerini zor durumda bırakacak davranışlarda bulunması istenmeyen davranışlardır. Bazen bu davranışlar her hangi bir problemin belirtisi olurken bazen de ebeveyn tutumları ile ilgili olabilir.

Çocuğun disipline edilmesi ve uyumlu bir çocuk olması için yapılması gereken şeyler çoğu zaman ebeveynlerin kararlı ve tutarlı davranmaları ile şiddetini azaltacaktır. Zaman zaman oyuncakçıda ya da restoranda istediği alınmadığı için ağlayan ya da kendini yerlere atan çocuklara hepimiz şahit olmuşuzdur. O anda ebeveynin sinirlerine hakim olup, durumu kontrol altına alması zor olsa da bunu başarması gerekmektedir.

Çocukların söz dinlememesi veya toplum içinde istenmeyen davranışlar göstermesi bazen çocuğun duygusal durumu ile ilgili de olabilir. Çok yakın zamanda yaşamış olduğu bir ayrılık, kayıp, arkadaş problemi, kardeş doğumu, okula başlama ya da akademik başarısızlıklar gibi sorunlar çocuğun istenmeyen davranışları sergilemesine sebep olabilir. Bunun için ebeveynlerin çocuklarını çok iyi gözlemlemeleri ve son zamanlarda çocuklarındaki değişiklikleri takip etmeleri gerekmektedir.

Çoğu ebeveyn böyle bir durumla karşılaştığında nasıl davranacağını bilememektedir. İstenmeyen davranışları görmezden gelerek mi yoksa cezalandırarak mı yok edebiliriz? İstenmeyen davranışları azaltmak ya da ortadan kaldırmak için;

EBEVEYN NE YAPMALI?
*Çocuğunuz olumsuz davranış sergilediğinde kısa bir süre için çocuğunuza ilgi göstermeyi bırakın.
*Onunla tartışmaya girmeyin, konuşmayın veya onu azarlamayın.
*Başınızı çevirin ve onunla göz göze gelmekten kaçının.
*Tutum ve davranışınızda, yüz ifadenizde kızgınlık belirtisi göstermeyin.
*Başka bir şeyle uğraşıyormuş gibi yapın ya da odadan çıkın.
*Çocuğunun kötü davranışı karşılığında bir ödül elde etmemesine özen gösterin.
*Olumsuz davranışlarını görmezden gelin olumlu davranışları için geribildirimde bulunun.
*Kötü davranışı son bulunca çocuğa bol bol ilgi gösterin.

Ayrıca çocuğu sevdiği etkinlikten ayırıp, oyuna ya da etkinliğe kısa bir süre “ara verme” yöntemi de çocuğun istenmeyen davranışlarını azaltmak için kullanılabilir. Bu yöntemle, çocuğunuz istenmeyen davranışı sergilediğinde pekiştirici ya da haz verici durumdan çabucak uzaklaştırıp, onun açısından hiç de pekiştirici olmayan bir ortamda belli bir süre oturarak etkinlikten uzaklaşması sağlanmalıdır. “Ara verme” yöntemi ile bir çok istenmeyen davranış çabucak zayıflar. “Ara verme” hemen istenmeyen davranışın arkasından uygulanmalı ve süresi çocuğun yaşının her yılı için bir dakika olmalıdır. Bunun için alarmlı bir saat kullanılabilir. Saatin alarmının çalmasını bekleyin ve saat çalana kadar çocukla her türlü iletişimi kesin. Saatin zili çaldığında çocuk kendisi sürenin bittiğini anlayıp etkinliğine geri dönebilir. Böylece ebeveynler de kendilerini suçlu hissetmemiş olurlar.

HANGİ SIKLIKTA ORTAYA ÇIKIYOR?

Çocukların istenmeyen davranışlarını çok iyi tespit etmek için hangi durumlarda ve ne sıklıkta ortaya çıktığını belirlemek gerekmektedir. Ebeveyn tutumlarına bağlı olan istenmeyen davranışların düzelmesi, ebeveynlerin ortak kararlılığı ve tutarlılığı ile mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu davranışların belirli bir psikolojik olaydan sonra ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Bu gibi durumlarda ebeveynlerin bir uzmandan yardım alması gerekmektedir. Uzman tarafından tespit edilen duygusal bozuklukların erken teşhis ve tedavisi ile hem çocuk hem de ebeveynleri istenmeyen davranışları kontrol altına almış olacaklardır.

boycutting[1]

Çocukların büyüme ve gelişmesi dendiğinde, birçok ebeveynin aklına çocuklarının ilk ne zaman emeklediği, sıraladığı ve yürüdüğü gelir. Kaç tane ebeveyn çocuklarının küçük nesneleri baş ve işaret parmağı ile aldığını ya da nesneyi bir elinden diğerine geçirdiğini hatırlar?

Büyük motor beceriler daha gözle görülür ve dikkat çeken gelişim alanıdır. Bebek için dönme, başını kaldırma, emekleme daha belirgindir. Daha büyük çocuklar için ise denge, yürüme, koşma ve atlama becerileri belirgindir. İnce motor beceriler ise parmaklar, eller ve kolların hareketlerini gerektiren becerilerdir. Uzanma, yakalama, nesneleri tutma, farklı nesneleri (boya kalemi, makası) kontrol etmeyi içerir.

Çocuklar çevrelerini hareket ederek ve nesneleri ellerine alarak keşfederler. Öncelikle çocuğun nesnelere uzanması ve onu eline alıp tutarak incelemesi için ince motor becerilerinin gelişmiş olması gerekir. İnce motor beceriler, bedenin küçük kas hareketleri için kullanılmaktadır.

Kas gelişimi genelden özele yani büyük kas grubundan küçük kas grubuna doğru bir gelişim gösterir. Önce omuz hareketleri ile başlayan el hareketleri zamanla parmaklara kadar özelleşir. Eğer çocuğun omuz kasları gelişmemişse o zaman çocuk ince motor etkinliklerinde zorlanacaktır. Kas gelişimindeki genelden özele geçiş el becerileri için de geçerlidir. Bebek nesneleri önce avucuyla kavrarken zamanla parmaklarını kullanarak tutmayı öğrenecektir. İnce motor beceriler sadece küçük kasların kontrolü demek değildir aynı zamanda el-göz koordinasyonu da demektir. Çocuk bir nesneyi görüp onu yakalamak için elini görsel nesneye doğru uzatabilmelidir aksi takdirde yakalama ve kavrama olamayacaktır.

İnce motor becerilerdeki zayıflık, çocuğun yemek yemesini, kitabın sayfasını çevirmesini, giyinip soyunmasını dolayısıyla öz bakım becerilerini de etkiler. Özellikle çocuk okula başladığında ince motor beceriler yazı yazması için daha da önem kazanmaktadır. Okulöncesi çocuğunun kalemi kavraması ve kaleme hakim olması beklenmektedir. Sonuç olarak ince motor beceriler hem çocuğun yaşamı hem de okul için önemlidir.

Aşağıda çocukların gelişim basamakları genel olarak belirtilmektedir. Her çocuğun gelişimi farklıdır, bu basamaklar genel gelişim ortalaması olarak kabul edilebilir. Sizin çocuğunuz belirtilen yaşta bunu yapamıyorsa, gelişiminde gerilikler vardır anlamına gelmemelidir, burada bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır. Eğer gelişimi ile ilgili gecikmelerinin olduğunu düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almalısınız.

0-4 Ay:                                 

  • Bebek kollarını ve ellerini görüş alanındaki bir nesneye doğru uzatabilir
  • Sağ ve sol kollarını aynı anda hareket ettirebilir
  • 2-3 ay arasında nesnelere uzanmaya başlar ve nesneyi vücudunun orta hattında tutar

4-12 Ay:

  • 4. ay civarında elindeki nesneyi sıkabilir
  • 6. ay civarında küçük nesneleri eline alabilir
  • 12. ay civarında nesneleri baş ve işaret parmağı ile tutabilir
  • Bir nesneyi bir elinden diğer eline geçirebilir
  • El-göz koordinasyonu gelişir
  • Görüş alanındaki bir nesneyi ve ona doğru uzanır
  • Kitap sayfası çevirebilir
  • Topu yuvarlayabilir

1-2 Yaş:

  • Desteksiz oturup dengesini ayarlarken ellerini oyun için kullanır
  • Bu dönemde el ve kol kullanımı bütün kolun kaba şekilde kullanılmasını içerir
  • 2 yaşına doğru parmaklar ayrı ayrı hareket etmeye başlar, işaret parmağını kullanmaya başlar
  • Boya yaparken bütün kol omuzdan kuvvet alarak boyama yapar
  • 2 yaşında karalamaları daireseldir

2-3 Yaş:

  • Elini kullanırken omuzdan daha az kuvvet almaya başlar
  • El tercihi henüz belirgin değildir
  • Kavanoz kapaklarını açmak için bir eliyle kapağı çevirirken diğer eliyle kavanozu tutar
  • Boya kalemlerini parmakla tutmaktan çok eli ile kaba bir şekilde kavrar
  • 2;6- 3 yaş civarında hamurdan bir parça koparıp yılan şeklinde yuvarlar
  • Yatay, dikey çizgileri ve daireyi bir yetişkini izleyerek taklit edebilir
  • 3 yaşına doğru ise yatay, dikey çizgileri ve dairenin resmi gösterildiğinde kopyalayabilir
  • 3 yaşına doğru bir eliyle kağıdı tutarak makasla ikiye kesebilir
  • Kaşık kullanır

3-4 Yaş:

  • Boya yaparken bir eliyle boyayı tutarken diğer eliyle de kağıdı sabitlemek için tutar
  • Çizgileri ve daireyi kopyalamada gelişim gösterir
  • Makasla düz bir çizgiyi kesebilir
  • Kıvrımlı şekilleri keserken diğer eli ile de kağıdı çevirir
  • 3-3;6 yaş civarında basit yapbozları tamamlar
  • 9 ve daha fazla küple kule yapar
  • Destekle giyinip, soyunabilir
  • 4 yaş civarında boya kalemini üç parmağı ile kavrayabilir

4-5 Yaş:

  • El tercihinin 4-5 yaş arasında oturması beklenir
  • Boya yaparken çizginin dışına taşırmadan boyayabilir
  • Çarpı ve kareyi bakarak kopyalayabilir
  • Makasla keserken küçük küçük adımlarla ilerler
  • Kağıttan kare şeklini keserek çıkarabilir
  • 4-4;6 yaş civarında giyinirken düğmeler, fermuarını çeker
  • 4;6-5 yaş civarında çatalla yemek yer, çorba içer

5-6 Yaş:

  • El tercihi artık oturmuştur
  • Kalem tutuşu olgunlaşmıştır
  • Makası tutması olgunlaşmıştır
  • Çarpı, üçgen ve eşkenar dörtgeni kopyalayabilir
  • Sınırlı boyamada küçük alanları boyayabilir
  • 5;6-6 yaş civarında şekilleri makasla keserek kağıttan çıkarabilir
  • 6 yaş civarında karışık yapbozları tamamlar

ABD’de yaşayan Çin asıllı hukuk profesörü Amy Chua’nın çok satanlar listelerinde bir numarada yer alan “Kaplan Anne’nin Zafer Marşı” adlı kitabı, son dönemlerde okuduğum en keyifli kitap. Ben de bir pedagog olarak mutlaka okumam gerektiğini düşünüp bir solukta okudum, tabii bu Amy Chua’nın yöntemini desteklediğim anlamına gelmez.

Çinli ve Batılı anneleri karşılaştıran bu kitapta; Amy Chua’nın iki kızını Amerika’da Çin yöntemlerine göre yetiştirmesi konu alınıyor. Amy Chua’nın yönteminin ne kadar katı olduğu, ebeveynlere tamamen itiatın söz konusu olduğu, çocukların ihtiyaçlarının ve isteklerinin ise tamamen göz ardı edildiği bu kitap tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı, eleştirildi hatta Time’a kapak oldu. Kızlarını kendi istediği doğrultuda eğitmeye, katı kurallarla başarıyı hedeflemeye çalışırken aslında kendi istek ve hırslarının mı peşinden gidiyor yoksa  gerçekten Çinli aileler çocuk yetiştirirken çocuğun kendisi için iyi ve doğru olanı bilemediklerinden mi bu yöntemi kullanıyorlar tartışılır.

Amy Chua, Çin asıllı ikinci kuşak bir Amerikalı, öğrencilik hayatı başarılarla dolu ve sonunda hukuk profesörü oluyor. Daha önce meslek alanında birçok kitap yazmasına rağmen tüm dünyada tanınmasına sebep olan bu kitap onun aslında otobiyografisi niteliğinde. Kendisi gibi çok başarılı bir eşe sahip fakat eşi de Amerikalı bir musevi. Hal böyle olunca Amy Chua ve eşi ilk kızları doğduğunda kızlarını nasıl yetiştirecekleri konusunda bir karar veriyorlar; kızlarını Çin yöntemiyle fakat Musevi dini inancına göre yetiştirmeye karar veriyorlar. Kitapta Amy Chua’nın kızları ile olan ilişkisi, başarıyı yakalama yolları ve kendi isteklerini kızlarına kabul ettirmek ile geçen anne-çocuk ilişkisi anlatılıyor. İşler Amy Chua’nın istediği kadar kolay ilerlemiyor tabii… İki ABD’li kızkardeşin yaşıtları gibi olamaması ve Çin yöntemiyle eğitilmesi onları anneleriyle karşı karşıya getiriyor. Amy Chua kızlarının arkadaşlarında yatıya kalmalarına izin vermiyor, derslerinde en üst performansı bekliyor, Çince öğrenmelerini ve bir de yoğun piyano ve keman dersleri almalarını ve hepsinde de başarılı olmalarını istiyor ve bunu gerçekleştiriyor.

Çinli ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarını yok sayması, aşırı disiplinli olmaları, sadece başarıya odaklanmaları mı yoksa çocuk merkezli, çocuklarının mutlu olması için her şeyi yapan Batılı ailelerin tutumları mı daha doğru tartışılmaya değer… Galiba en doğrusu orta yolu bulmaktan geçiyor. Siz de kitabı okuyup çocuğunuzu nasıl yetiştirmek istediğinize karar verin ya da nasıl yetiştirmek istemediğinize. Şimdiden size iyi okumalar…