You are currently browsing the monthly archive for Nisan 2013.

imagesCAGXVG0V

Nisan ayına girdiğimiz şu günlerde “otizm farkındalık ayı” olarak toplumu fark etmeye davet etmek için yeni yazımı bu konuya ayırmak istedim. Toplum olarak gerçekten otizmi ne kadar tanıyoruz ve ne kadar farkındayız? Acaba toplum olarak fark ettiğimizde de ne kadar onların yanındayız?

Otizm, temel olarak iletişimde ve sosyal ilişkilerdeki zorluk ya da kısıtlılık olarak tanımlanan gelişimsel bir bozukluktur. Aslında çevrenizde yalnız kalmak isteyen ve bundan mutlu olan, tek başına oynamayı tercih eden, göz kontağı kurmayan ya da kısıtlı göz kontağı kuran çocukları çoğunuz fark etmişsinizdir. Bu çocuklar sanki çevreleriyle arasında bir sis perdesi varmış gibi ilgisiz davranırlar; orada birilerinin olduğunu fark ederler ama yoklarmış gibi davranırlar. Bazen iletişim kurmak isteseler de bunu gerçekleştirebilecek yeterli sözel beceriye sahip değildirler.

Otizm, sıklıkla çevreye karşı ilgisiz oluyor olması ve konuşma problemi ile ailenin dikkatini çeker. Genellikle bu dönem bizim erken çocukluk dönemi olarak nitelediğimiz 1;6 ile 2 yaş civarında fark edilir. Günümüzde hala çocuğun zamanla konuşacağı inancıyla ya da kreşe/yuvaya başladığında yaşıtlarıyla oynayacağı düşünülerek çocuğa zaman kaybettiriliyor. Herşeyden önce unutmamak gerekir ki erken teşhis ve erken dönemde eğitim ile bu çocuklar yaşıtlarına yaklaşabilirler ya da yaşıtları gibi olabilirler. Tabii çocuğun otizmden etkilenme derecesine göre bu durum farklılıklar gösterebilir.

Her çocuğun otizmden etkilenme derecesi farklı olsa da bir takım ortak özellikleri vardır. Sık olarak karşılaştığımız belirtiler; çevreye karşı ilgisizlik, yaşıtlarıyla oynamama, göz kontağı kurmama ya da kısıtlı göz kontağı kurma, adına seslenince bakmama, kısıtlı ilgi alanı, nesneleri çevirme ya da sallama şeklinde tekrarlayıcı davranışlar, dil gelişimindeki gecikmeler, tekrar şeklinde konuşma, değişikliklerden hoşlanmama, uygun olmayan yüz ifadesi ve davranış problemleri olarak sıralanabilir.

Aileler çocuktaki belirtileri erken dönemde fark ederek; erken tanı ve yaşam boyu süren eğitim ile çocuklarının yaşamlarında kalıcı farklılıklar yaratırlar. Çocuğa uygulanacak olan uygun eğitim programı ile hem bilişsel işlevleri geliştirilir hem de davranışsal problemleri ortadan kalkar ve çevresiyle iletişimi sağlanmış olur.

“Nisan ayı otizm farkındalık ayı” hepimizde bir farkındalık yaratsın, böylece çevremizdeki farklılıkları da toplumumuzun renkleri olarak kabul etmeye çalışalım. Toplum olarak biz otizmin farkına varırsak ve vardırırsak o zaman bu çocuklar için farklılık yaratmış oluruz… biz onları anlarsak o zaman fark yaratmış oluruz…

Reklamlar