You are currently browsing the monthly archive for Ekim 2012.

Son dönemlerde 66 aylık çocukların okul olgunluğunu kazanamaması tartışılırken bir yandan da okula başlayan çocukların akademik olarak zorlanabilecekleri hatta zamanında okuma-yazmayı öğrenmeyeceklerinden aileler korkmaktadırlar. Her ebeveyn çocukları okula başladığında okuma-yazmayı zamanında öğrenmesini bekler. Fakat bazen çocuğun öğrenmesinde gecikmeler meydana gelebilir. Belkide çocuğunuz öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir. Peki öğrenme güçlüğü nedir, belirtileri nelerdir, tedavisi var mıdır? Tüm kafanızdaki bu soruların cevabı ve öğrenme güçlüğü ile ilgili bilmeniz gerekenler aşağıdadır.

Öğrenme Güçlüğü, çocuğun zeka düzeyinin normal ve normal üstü olmasına rağmen akademik (okuma-yazma-matematik) performansının beklenenin altında olması demektir. Öğrenme Güçlüğü, akademik alanların birinde ya da hepsinde görülebilir.

Öğrenme Güçlüğü olan çocuklar okuma ve okuduğunu anlamada, yazmada ve matematiği öğrenmede zorlanırlar.

Öğrenme Güçlüğü’nün 3 tipi vardır:

  1. Okuma Bozukluğu (Disleksi)
  2. Yazma Bozukluğu (Disgrafi)
  3. Matematik Bozukluğu (Diskalkuli)

Öğrenme Güçlüğü’nün Nedenleri:

Öğrenme Güçlüğü’nün nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre çocuğun öğrenmesine ket vuran bir takım etmenler üzerinde durulmaktadır. Bunlar genetik yatkınlık, nörolojik ve çevresel etmenlerdir.

Öğrenme Güçlüğü, gelişimsel bir sorundur. Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar ve yaşam boyu farklı alanlarda devam eder.

Öğrenme Güçlüğü’nün Tipik Belirtileri:

A.   Okuma Bozukluğu (Disleksi)

  • Okumayı öğrenmede zorlanır
  • Harfleri karıştırır ya da atlar
  • Okuma hızı yavaştır
  • Okuduğunu anlamaz
  • b/d gibi harfleri ya da 6/9 gibi sayıları ters algılar
  • Okurken satır atlar

B.   Yazma Bozukluğu (Disgrafi)

  • Yazısı okunaksız ve düzensizdir
  • Bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazar
  • Yazarken harf veya hece atlar
  • Sözcük arasında boşluk bırakmaz ya da sözcüğü hecelere bölerek yazar

C.   Matematik Bozukluğu (Diskalkuli)

  • Matematik kavramlarını anlayamaz
  • Sayı ve sembolleri tanımada zorlanır
  • Çarpım tablosunu öğrenmede zorlanır
  • Problemleri anlamada ve izlenecek adımlara karar vermede zorlanır

 

Öğrenme Güçlüğü’nün Okulöncesi Dönem Belirtileri:

Öğrenme Güçlüğü, genellikle çocuk okula başladığında, kendisinden beklenen okuma ve yazma becerilerini kazanamayınca fark edilse de ilk belirtileri okulöncesi dönemde  kendini gösterir.

  • Dil gelişiminde gecikmeler veya konuşma bozuklukları
  • Zayıf algısal ve bilişsel yetenekler
  • Zayıf kavram gelişimi
  • Yetersiz motor gelişim
  • El becerilerinde zayıflık
  • Çizim ya da kopyalamaya karşı isteksizlik (sayıları, geometrik şekilleri)
  • Bellek ve dikkat problemleri ( sayıları, renkleri, haftanın günlerini öğrenmede güçlük)
  • Bir işi sürdürmekte güçlük
  • Öz-bakım becerileri öğrenmede güçlük.

Öğrenme Güçlüğü’nün Tedavisi:

Öğrenme Güçlüğü’nün erken teşhis ve tedavisi ile çocuğun akademik olarak yaşıtlarını yakalaması mümkündür.

Öğrenme Güçlüğü’nün tedavisinde eğitsel tedavi büyük önem taşımaktadır. Çocuğun akademik olarak zorlandığı alanlar belirlendikten sonra çocuğa uygun eğitsel tedavi programı hazırlanır. Bunun için konusunda uzman kişilerce özel eğitim programları yürütülür. Eğitsel tedavi için uzmanlaşma gerekir. Ayrıca hekimin gerek gördüğü durumlarda eğitsel tedaviye ek olarak medikal tedavi de uygulanır.

Eğitsel tedavinin amacı; çocuğun zorlandığı öğrenme alanlarında çocuğa uygun yöntemlerle öğrenmesini destekleyici programlar hazırlayarak akademik performansını arttırmaktır. Böylece çocuk kendisinden beklenen akademik başarıyı da yakalamış olacaktır.

 

           

Otizm, temel olarak iletişimde ve sosyal ilişkilerdeki zorluk ya da kısıtlılık olarak tanımlanan gelişimsel bir bozukluktur. Aslında çevrenizde yalnız kalmak isteyen ve bundan mutlu olan, tek başına oynamayı tercih eden, göz kontağı kurmayan ya da kısıtlı göz kontağı kuran çocukları çoğunuz fark etmişsinizdir. Bu çocuklar sanki çevreleriyle arasında bir sis perdesi varmış gibi ilgisiz davranırlar; orada birilerinin olduğunu fark ederler ama yoklarmış gibi davranırlar. Bazen iletişim kurmak isteseler de bunu gerçekleştirebilecek yeterli sözel beceriye sahip değildirler.

Otizm, sıklıkla çevreye karşı ilgisiz oluyor olması ve konuşma problemi ile ailenin dikkatini çeker. Genellikle bu dönem bizim erken çocukluk dönemi olarak nitelediğimiz 1;6 ile 2 yaş civarında fark edilir. Günümüzde hala çocuğun zamanla konuşacağı inancıyla ya da kreşe/yuvaya başladığında yaşıtlarıyla oynayacağı düşünülerek çocuğa zaman kaybettiriliyor. Herşeyden önce unutmamak gerekir ki erken teşhis ve erken dönemde eğitim ile bu çocuklar yaşıtlarına yaklaşabilirler ya da yaşıtları gibi olabilirler. Tabii çocuğun otizmden etkilenme derecesine göre bu durum farklılıklar gösterebilir.

Her çocuğun otizmden etkilenme derecesi farklı olsa da bir takım ortak özellikleri vardır. Sık olarak karşılaştığımız belirtiler; çevreye karşı ilgisizlik, yaşıtlarıyla oynamama, göz kontağı kurmama ya da kısıtlı göz kontağı kurma, adına seslenince bakmama, kısıtlı ilgi alanı, nesneleri çevirme ya da sallama şeklinde tekrarlayıcı davranışlar, dil gelişimindeki gecikmeler, tekrar şeklinde konuşma, değişikliklerden hoşlanmama, uygun olmayan yüz ifadesi ve davranış problemleri olarak sıralanabilir.

Aileler çocuktaki belirtileri erken dönemde fark ederek; erken tanı ve yaşam boyu süren eğitim ile çocuklarının yaşamlarında kalıcı farklılıklar yaratırlar. Çocuğa uygulanacak olan uygun eğitim programı ile hem bilişsel işlevleri geliştirilir hem de davranışsal problemleri ortadan kalkar ve çevresiyle iletişimi sağlanmış olur.

Aileler Nelere Dikkat Etmeliler?

  • Çocukları konuşma çağına geldiği halde konuşmuyorsa,
  • 4.-5. aylarda anne-babasına gülücükle karşılık vermiyorsa,
  • Göz kontağı kurmuyorsa,
  • İsteklerini anne-babasının elini kullanarak belirtiyorsa,
  • Kazanılmış becerilerini kaybettiyse,
  • Dönen nesnelere aşırı ilgiliyse,
  • Adına seslenince bakmıyorsa,
  • Yaşıtları ile oynamak yerine tek başına oynamayı tercih ediyorsa çocuğun bir uzman tarafından  değerlendirilmesi gerekmektedir.