You are currently browsing the tag archive for the ‘çocuk gelişimi’ tag.

imagesZO9NF9E8

Matematik dersi çoğu çocuk için adeta bir baş belasıdır. Sayılar, semboller, işlemler, problemler ve çarpım tablosu…

Çocukların yapısal özellikleri ya da aileden gelen genetik geçişleri ile birlikte bazı çocuklar sayılarla uğraşmayı severken bir kısmıda sayılardan uzak durur. Sayıları öğrenemez, matematik sembollerini karıştırır, dört işlem yapmakta zorlanır, problemleri bir türlü anlamaz ve en önemlisi de çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanırlar. Ayrıca sağlarını sollarını karıştırırlar, yönleri ile ilgili zorlanırlar, zaman kavramları oturmamıştır hatta bir kısmı müzik notalarını da sembollerden oluştuğu için öğrenemez.

Okula başlamadan bu sorunu daha okulöncesi dönemde anlamak mümkün. Çocuğunuz sayıları ve geometrik şekilleri öğrenemiyorsa, sayıları karıştırıp, ters kopyalıyorsa, yönünü tayin etmekte zorlanıyorsa, zaman kavramlarını karıştırıyorsa diskalkuli dediğimiz matematiksel alanda öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir.

Okul dönemindeki belirtileri ise; sayılar ile ilgili hesaplarda, dört işlem becerilerinde, problemleri kavramada ve işleme dönüştürmede, sembolleri anlamada ve çarpım tablosunu ezberlemede zorlanırlar. Özellikle çarpım tablosunu ezberlemek, çocukları olduğu kadar aileleri de yıpratan bir süreçtir. Ailelerin bilmesi gereken bir konuda; çarpım tablosunu ezberleyemeyen her çocuk öğrenme güçlüğü yaşıyor demek değildir. Öğrenme sürecini etkileyen bir çok faktör vardır bunlardan biri de motivasyondur. Çocuk öğrenmesi gereken konuya merak duymalı yani o konuyla ilgilenmeli. Bunun için matematiği çocuk için eğlenceli hale getirerek öğretmeye çalışmak daha kolay olacaktır.

Matematik ile ilgili kavramları, işlemleri, sembolleri, problemleri ve çarpım tablosunu evde oyunlarla daha keyifli hale getirebilirsiniz. Sayıları ve sembolleri birer kartona yazarak hafıza oyunları oynamak, tombala tarzında eğlenceli kartlar hazırlamak, çarpım tablosunu okurken sesini kaydetmek ve daha sonra bunu sık sık dinlemek gibi yöntemler çocuğun öğrenmesini daha çekici hale getirecektir. Böylece çocuğunuz eğlenirken bir yandan da öğrenecektir.

Çocuğunuzun öğrenme güçlüğü belirtilerini taşıdığını düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almalısınız. Uzman çocuğunuzun öğrenme güçlüğü yaşayıp yaşamadığını belirledikten sonra size nasıl bir yol izleyeceğiniz konusunda kılavuzluk edecektir.

                                                                                           untitled

Çocuklar 2 yaşına geldiklerinde çoğu zaman “2 yaş sendromu” olarak da adlandırılan bu dönemde aslında her çocuğun yaşaması gereken doğal bir gelişim evresini yaşamaktadırlar. Aslında bu bebeklikten çıkıp çocukluğa geçiş dönemi hem anne-babalar hem de çocuk için zorlukların da başladığı bir dönemdir. 2 yaş dönemi kesin olarak 2 yaşında başlayıp bir süre sonra bitmez, çocukların bireysel farklılıkları ile birlikte 16-36 ay arasında görülen zorlu bir dönemdir.

Bu döneme kadar anne ve babaya bağımlı olan çocuk artık giderek büyümekte ve bireyselleşmektedir. Motor gelişimi arttıkça hareketlenmeye başlamıştır, çevresine karşı ilgisi ve merakı artmıştır, dili gelişmektedir ve en önemlisi bağımsızlığının farkına varmıştır. Bu gelişimlerin hepsi çocuğun sosyalleşmek için attığı adımlardandır. Böylece çocuk anne ve babasına ait olmak yerine onlardan uzaklaşıp bağımsız davranabildiğini keşfetmiştir artık. Bu kırılma noktasında geriye dönüş yoktur takii bu dönem tamamlanana kadar.

Çocuğun bu dönemde bireyselleşme çabası içerisinde; inatlaşması, ısrarcı davranması, huysuzlaşması ve çevresine isteklerini kabul ettirerek onların davranışlarını kontrol etmesi gibi davranışlar çoğunlukla görülmektedir ve bunlar doğal bir süreçtir. Çocuklar bu dönemi farklı aylarda yaşayabileceği gibi her çocuk da farklı davranışlar sergileyebilmektedir.

Çocukta Görülebilecek Değişiklikler:

• Aşırı inatçılık

• Huysuzluk

• Çevresindeki kişilere vurma

• Elindeki eşyaları atma/fırlatma

• İsteklerini ağlayarak yaptırma

• Israrcı davranışlarda bulunma

• Yeme ve uyku alışkanlıklarının değişmesi

2 yaş dönemindeki çocukla uğraşmak, onun bu davranışları ile baş etmeye çalışmak elbette çok zor olacaktır. Anne ve babaların davranışlarındaki farklı tutumlar da çocuğun yaşadığı durumları zorlaştıracaktır. Öncelikle anne ve babalar bu dönemin doğal bir dönem olduğunu bilir ve davranışları doğal karşılarlarsa süreç kolaylaşacaktır.

Aileler Bu Dönemde Nasıl Davranmalı?

— Anne ve babalar aşırı baskıcı tutum sergilediği zaman ve kurallarını çocuğa kabul ettirmeye çalıştıklarında süreç daha katı bir hal alacaktır. Bu dönemde çocuğu çok katı kurallarla eğitmeye, ona terbiye vermeye çalışılmamalıdır. Bu dönemde çocuğun henüz ahlaki ve toplumsal kuralları öğrenmeye hazır olmadığını bilmek gerekmektedir.

— Çocuğun tuvalet eğitimi eğer çocuk hazır değilse belli bir süre ertelenmelidir. Zaten çocuğun yeni bir döneme adapte olması sağlanırken bir de inatlaşmaya neden olacak özellikle tuvalet eğitimi verilmemelidir. Çocuk hazırsa, bunu hareketleriyle ya da sözel olarak ifade ediyorsa başlanabilir ancak yaşı geldiği için tuvalet eğitimine hazır olmadan geçilmemelidir. Unutmamak gerekir ki; çocukla tuvalet eğitimde inatlaşmak baştan kaybedeceğiniz bir mücadeledir.

— Yemek konusunda ısrarcı davranmak yerine çocuğun sevebileceği yiyeceklerin içine fark edemeyeceği tatlardan koymak, farklı şekillerde sunmak hem sizi hem de çocuğu bu konuda inatlaşmaktan kurtaracaktır.

— 2 yaş dönemindeki çocuğun henüz dil gelişimi yetersiz olduğu için huysuzluğu, nesneleri atma ve çevresindeki kişilere vurma davranışları ile karşılaşabilirsiniz. Bu davranışları sergilediğinde sizin model olarak sakin kalıp ona nasıl ifade etmesi gerektiğini onun anlayacağı bir dilden anlatmak gerekmektedir.

— Çocuğun tutturması karşında anne ve babaların en sık yaptığı yanlış istediğini hemen alarak olası krizi önceden engelleme çabasıdır. Bu durum sadece anlık çözümdür. Yapılması gereken sakin olmak ve ortamı terk etmektir. Çocuk bir şey elde edemeyeceğini öğrenince davranışta azalma görülecektir.

— Çocuk sinirlendiğinde onu yalnız bırakmak, sakinleşmesini beklemek en doğru davranıştır. Çocuğa bağırmak, cezalandırmak ya da şiddet uygulamak onun bu yaş döneminde kavraması güç bir durumdur. Aksine sinirlendiğinde bağırmayı ve şiddet uygulamayı sizden öğrenip ileride bunu uygulayacaktır.

Anne ve babalar bu yaş döneminin özelliklerini öğrenir ve nasıl mücadele edeceklerini bilirlerse sorun hem kısa sürecektir hem de krizler büyümeden önüne geçilecektir. Eğer anne ve baba bu süreç içerisinde kendi başlarına sorunu çözemiyorlarsa profesyonel yardım almaları gerekmektedir.

Nilçin Doyran Bengisu

Uzman Pedagog

great-ways-to-instill-creativity-in-your-child_11_2011[1]

Her ebeveyn çocuğunun yaşamını şekillendirmek için elinden geleni yapar. Çevrenin zekaya ve dolayısıyla çocuğun yaratıcılığına etkisini düşünürsek bu sorumluluk daha da ağır basmaktadır. Yaratıcılığın bir bölümü genlerle belirlenmiş olsa da, çoğu çevreyle şekillenir. Bulunulan çevrenin çocuğun yaratıcılığını geliştirebilecek kadar zengin olabilmesini sağlamak için ebeveynlerin yapabilecekleri çok şey vardır. Çocuğun potansiyelinin gelişmesi için en uygun ortamın sağlanması gerekmektedir. Bunun için ebeveynler olarak neler yapabilirsiniz?

Televizyonu Kısıtlayın

Televizyon çoğu evde bebek ya da çocuk bakıcısı konumundadır. Ebeveynler büyülenmiş gibi televizyon karşısında oturan çocuklarının etrafta sorun çıkarmayacağını düşünerek işlerini rahatlıkla yaparlar. Bir çocuk dünyayı ancak aktif olarak ve araştırarak tanıyabilir. Çocuğun keşfe çıkmasının nedeni objeleri eline alıp kurcalaması için beyni tarafından yönlendirilmesidir, mutfak dolaplarındaki tencere ve tavaları dağıtmak, kavanozları nasıl dağıtıp tekrar dizebileceğini anlamak, çöp kutusunun içinde neler olduğunu görmek ister. Arkasından toplamak zorunda olan ebeveynler için bütün bunlar oldukça yorucu olabilir. Fakat çocuğun yaratıcılığının gelişmesi için her çocuğun bu keşif dönemini yaşaması gerekir. Televizyon özellikle çocuğun ilk beş yılında kısıtlandırılmalı. Kendi kendini oyalayan, güvenli bir ortamda keşfe çıkan ve ebeveyni ile oyun oynayan bir çocuğun yaratıcılığı çok daha fazla gelişir.

Birlikte Kitap Okuyun

Günümüzde televizyonun artık gündelik hayatın bir parçası olduğu düşünülürse, küçük çocuklara televizyon yerine okumayı sevdirmek pek kolay olmayacaktır. Ama okumak her zaman hayatımızın bir parçası olmalıdır. Çocuğa mümkün olduğu kadar erken okumaya başlayın. Hatta beş-altı aylıkken bile okuyabilirsiniz. Çocuklar için yazılmış son derece güzel hikaye kitapları var. Bu kitaplar içerisinden muhakkak çocuğunuzun seveceği bir kitap bulabilirsiniz. Çocuğunuza her gün düzenli olarak hikaye okuyun, her seferinde farklı hikayeler seçin ve kitap okurken bunu tek düze bir şekilde okumayın, çocuğun hikayenin içine girmesini sağlayın. İçerik ve resimlere ilişkin sorular sorun. Bir sayfa okuyun ve sorun: “Ev nerede?” “Köpek nerede?”. Çocuklar okuma deneyimine katılmayı çok sever. Çocuklar kendilerine anlatılan hikayeleri tekrardan anlatmayı da çok sever, böylece hafızaları da gelişir.

Çocuğun Hayatında Çeşitliliklere Yer Verin

Ebeveyn olarak ilk beş yıl, çocuğunuzun ne tür kitaplar okuyacağına ve ne tür oyuncaklarla oynayacağına karar verme şansına sahipsiniz. Bunun için yaratıcılığı artıran farklı oyuncaklarla oynamasını sağlayabilirsiniz. Çocuk ile birlikte oynarken hem oyuncağın cazibesi hem de öğretici değeri artacaktır. Çocuğun öğretici bir oyuncaktan çabucak sıkılmasını önlemek için ebeveynler de oyuna katılmalı. Çocuk için seçilen oyuncaklar onun çeşitli ilgi alanlarını destekleyecek nitelikde olmalıdır. Bazı çocuklar ilgi alanlarını takıntı haline getirebilir. Belli oranda bunu kısıtlamak ve ilgi alanları arasında denge sağlamak gerekmektedir.

Soru Sorun

Yoğun bir merak, yaratıcı insanların önemli özelliklerinden biridir. Çocuklar zaten doğuştan meraklıdır, bu yüzden onlara sorular sormayı öğreterek bu özelliği kolayca geliştirebilir ve daha yaratıcı olmalarını sağlayabilirsiniz. Çocuğa çevresine bakmayı ve her şeyin nasıl çalıştığını anlatın ve soru sorması için teşvik edin. Sorulacak sorular çocuğun yaşına göre değişmelidir. Çocuk da sorular soracaktır, bazen cevabı bilemeyebilirsiniz, eğer cevabını bilmiyorsanız soruyu geçiştirmeyin. Cevabını bulmak için birlikte araştırın. Çocukla birlikte bir kitapçı ya da kütüphaneye gidip o konuda bir kitap araştırın. Kitaplardan öğrenmenin yanı sıra yaşantılayarak ve görselleştirerek öğrenmek yaratıcılığa daha fazla katkıda bulunacaktır.

Çevreyi Keşfedin

Doğal yaşamı tanıtmak ve onu birlikte keşfetmek en önemli görevdir. Şehirlerde yaşayan çocuklar, ebeveynleri ile birlikte doğal yaşamı gözlemleyebilecekleri yerlere gitmelidir. Doğayı gözlemlemek olayların nedenini, niçinini anlamak için keşfe çıkmak önemlidir. Daha da önemlisi doğayı gözlemlemek beynimizi ve zihnimizi geliştirir: Çiçekler, ağaçlar, göller, ırmaklar,dağlar, okyanuslar, deniz kabukları ve büyüklü küçüklü bütün canlılar. Çocukları hafta sonları yakındaki bir ormanda yürüyüşe ya da yakın bir göl veya ırmakta kayıkla gezintiye çıkarmak alışveriş merkezlerine götürmekten daha öğretici olacaktır. İlk yapacağımız şey, her zaman olduğu gibi, zaman ayırmaya ve çaba göstermeye karar vermektir. Çocuğa şehir manzarasından çok; çayır çimen, bitkiler ve hayvanlarla haşır neşir olabilme fırsatı sağlayacak, yakınlarınızdaki kaynakları belirleyin. Bu ziyaret edilecek bir botanik bahçesi, doğa tarihi müzesi ya da park olabilir.

Müzikle İlgilenmesini Sağlayın

Çocuklar müzik üretmeyi ve icra etmeyi özel yönlendirme ve eğitim olmaksızın otomatik olarak öğrenemiyorlar. Ebeveynlerin faydalı olacağına inanıp çocuklarını erken yaşta müzikle tanıştırmaları için birçok neden var. Dinlenecek müziğin klasik ve çocuk şarkılarının dengeli bir karışımı olmasına dikat edilmelidir. Bir enstürman çalmayı öğrenmek müziğin yanı sıra birçok şey öğretir: Çalışma disiplini, başarma ve ilerleme sevinci, bir topluluk önünde performans göstermenin özgüveni ve bir grup içinde çalma deneyimi.

Yaratıcılığın tohumları doğa tarafından atılmış olsa da çevre de yaratıcılığın filizlenmesine yardımcı olur. Doğa kolay kolay değiştirilemez ama çevre bizim kontrolümüzdedir. Okul öncesi ve okul dönemi çocuklarının hayatında spor, müzik, resim gibi alanlar da yaratıcılığı geliştirir.

boycutting[1]

Çocukların büyüme ve gelişmesi dendiğinde, birçok ebeveynin aklına çocuklarının ilk ne zaman emeklediği, sıraladığı ve yürüdüğü gelir. Kaç tane ebeveyn çocuklarının küçük nesneleri baş ve işaret parmağı ile aldığını ya da nesneyi bir elinden diğerine geçirdiğini hatırlar?

Büyük motor beceriler daha gözle görülür ve dikkat çeken gelişim alanıdır. Bebek için dönme, başını kaldırma, emekleme daha belirgindir. Daha büyük çocuklar için ise denge, yürüme, koşma ve atlama becerileri belirgindir. İnce motor beceriler ise parmaklar, eller ve kolların hareketlerini gerektiren becerilerdir. Uzanma, yakalama, nesneleri tutma, farklı nesneleri (boya kalemi, makası) kontrol etmeyi içerir.

Çocuklar çevrelerini hareket ederek ve nesneleri ellerine alarak keşfederler. Öncelikle çocuğun nesnelere uzanması ve onu eline alıp tutarak incelemesi için ince motor becerilerinin gelişmiş olması gerekir. İnce motor beceriler, bedenin küçük kas hareketleri için kullanılmaktadır.

Kas gelişimi genelden özele yani büyük kas grubundan küçük kas grubuna doğru bir gelişim gösterir. Önce omuz hareketleri ile başlayan el hareketleri zamanla parmaklara kadar özelleşir. Eğer çocuğun omuz kasları gelişmemişse o zaman çocuk ince motor etkinliklerinde zorlanacaktır. Kas gelişimindeki genelden özele geçiş el becerileri için de geçerlidir. Bebek nesneleri önce avucuyla kavrarken zamanla parmaklarını kullanarak tutmayı öğrenecektir. İnce motor beceriler sadece küçük kasların kontrolü demek değildir aynı zamanda el-göz koordinasyonu da demektir. Çocuk bir nesneyi görüp onu yakalamak için elini görsel nesneye doğru uzatabilmelidir aksi takdirde yakalama ve kavrama olamayacaktır.

İnce motor becerilerdeki zayıflık, çocuğun yemek yemesini, kitabın sayfasını çevirmesini, giyinip soyunmasını dolayısıyla öz bakım becerilerini de etkiler. Özellikle çocuk okula başladığında ince motor beceriler yazı yazması için daha da önem kazanmaktadır. Okulöncesi çocuğunun kalemi kavraması ve kaleme hakim olması beklenmektedir. Sonuç olarak ince motor beceriler hem çocuğun yaşamı hem de okul için önemlidir.

Aşağıda çocukların gelişim basamakları genel olarak belirtilmektedir. Her çocuğun gelişimi farklıdır, bu basamaklar genel gelişim ortalaması olarak kabul edilebilir. Sizin çocuğunuz belirtilen yaşta bunu yapamıyorsa, gelişiminde gerilikler vardır anlamına gelmemelidir, burada bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır. Eğer gelişimi ile ilgili gecikmelerinin olduğunu düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almalısınız.

0-4 Ay:                                 

  • Bebek kollarını ve ellerini görüş alanındaki bir nesneye doğru uzatabilir
  • Sağ ve sol kollarını aynı anda hareket ettirebilir
  • 2-3 ay arasında nesnelere uzanmaya başlar ve nesneyi vücudunun orta hattında tutar

4-12 Ay:

  • 4. ay civarında elindeki nesneyi sıkabilir
  • 6. ay civarında küçük nesneleri eline alabilir
  • 12. ay civarında nesneleri baş ve işaret parmağı ile tutabilir
  • Bir nesneyi bir elinden diğer eline geçirebilir
  • El-göz koordinasyonu gelişir
  • Görüş alanındaki bir nesneyi ve ona doğru uzanır
  • Kitap sayfası çevirebilir
  • Topu yuvarlayabilir

1-2 Yaş:

  • Desteksiz oturup dengesini ayarlarken ellerini oyun için kullanır
  • Bu dönemde el ve kol kullanımı bütün kolun kaba şekilde kullanılmasını içerir
  • 2 yaşına doğru parmaklar ayrı ayrı hareket etmeye başlar, işaret parmağını kullanmaya başlar
  • Boya yaparken bütün kol omuzdan kuvvet alarak boyama yapar
  • 2 yaşında karalamaları daireseldir

2-3 Yaş:

  • Elini kullanırken omuzdan daha az kuvvet almaya başlar
  • El tercihi henüz belirgin değildir
  • Kavanoz kapaklarını açmak için bir eliyle kapağı çevirirken diğer eliyle kavanozu tutar
  • Boya kalemlerini parmakla tutmaktan çok eli ile kaba bir şekilde kavrar
  • 2;6- 3 yaş civarında hamurdan bir parça koparıp yılan şeklinde yuvarlar
  • Yatay, dikey çizgileri ve daireyi bir yetişkini izleyerek taklit edebilir
  • 3 yaşına doğru ise yatay, dikey çizgileri ve dairenin resmi gösterildiğinde kopyalayabilir
  • 3 yaşına doğru bir eliyle kağıdı tutarak makasla ikiye kesebilir
  • Kaşık kullanır

3-4 Yaş:

  • Boya yaparken bir eliyle boyayı tutarken diğer eliyle de kağıdı sabitlemek için tutar
  • Çizgileri ve daireyi kopyalamada gelişim gösterir
  • Makasla düz bir çizgiyi kesebilir
  • Kıvrımlı şekilleri keserken diğer eli ile de kağıdı çevirir
  • 3-3;6 yaş civarında basit yapbozları tamamlar
  • 9 ve daha fazla küple kule yapar
  • Destekle giyinip, soyunabilir
  • 4 yaş civarında boya kalemini üç parmağı ile kavrayabilir

4-5 Yaş:

  • El tercihinin 4-5 yaş arasında oturması beklenir
  • Boya yaparken çizginin dışına taşırmadan boyayabilir
  • Çarpı ve kareyi bakarak kopyalayabilir
  • Makasla keserken küçük küçük adımlarla ilerler
  • Kağıttan kare şeklini keserek çıkarabilir
  • 4-4;6 yaş civarında giyinirken düğmeler, fermuarını çeker
  • 4;6-5 yaş civarında çatalla yemek yer, çorba içer

5-6 Yaş:

  • El tercihi artık oturmuştur
  • Kalem tutuşu olgunlaşmıştır
  • Makası tutması olgunlaşmıştır
  • Çarpı, üçgen ve eşkenar dörtgeni kopyalayabilir
  • Sınırlı boyamada küçük alanları boyayabilir
  • 5;6-6 yaş civarında şekilleri makasla keserek kağıttan çıkarabilir
  • 6 yaş civarında karışık yapbozları tamamlar

Merhaba,

Uzun zamandır internet sitelerine ve dergilere yazı yazdıktan sonra artık yeni  yazılarımı burada sizlerle paylaşacağım.

Sevgiler…